2010-06-11

YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ

3 gün önce başlayıp inanılmaz bir akıcılıkla neredeyse bitirmek üzere olduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Aslında oldum olası bunun gibi kapağından direk aşk-meşk, romantizm, duygusallık fışkıran kitaplardan hoşlanmazdım... Daha çok macera, psikoloji, polisiye, tarih, fantastik kitaplar okumayı yeğlerdim. bu kitabıda aldığım bir kaç fantastik kitabın arasında kaynatmış almışım işte!


İYİ Kİ ALMIŞIM...

Beni yepyeni bir dille tanıştırdı Canan TAN... Kitabın daha en başında hissetmiştim aslında başıma gelecekleri... Hissetmiştim benim yaşadıklarımdan da bir parça barındıracağını...
Ama bu kadarını değil!

Her neyse konuyu dağıtmadan YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ'ye geri dönmeliyim. Okurken gözyaşlarıma, dudaklarımın kenarındaki tebessüme, görülen yerlerin heyecanına, hissedilen kokuları yaşamaya karşı koyamıyorum... Farkettimki ben bir kitap okurken ya da bir film izlerken kendimi çok fazla kaptırıp orada buluyorum kendimi... Orada bütün anlatılanları yaşıyormuşum gibi bir kurgu oluşuyor bende... Bazen gerçek hayatla hayalgücümün getirilerini karıştırdığım dahi oluyor. Belki de beni bunları hissettirmeye itecek olan kitapları, filmleri özenle seçiyorumdur, gösterdiğim özenin farkında bile olmadan.... Kitapta asıl dikkat çekmek istenen şey; fedakarlığın aslında ne olduğu... Bencillikle arasındaki büyük fark... Ve tabi ki "Aşk" uğruna göze alınanlar ve alınamayanlar...

Yazarın anlatımı çok yalın, temiz ve akıcı... Hiç sıkmıyor okuyucuyu, hatta öyle ki, en küçük bir fırsatta bile iki sayfa daha okumak için kendinize ket vuramayacağınız bir kitap. Dolayısıyla aslında hiç bitmesini istemeyeceğiniz ve aynı zamanda an be an kahramanların hayatlarındaki gelişmeleri öğrenmek isteyeceğiniz, hatta kimseye itiraf etmeseniz bile dayanamayıp son sayfada ufacık bir göz gezdirme yapmaktan kendiniz alamayacağınız bir kitap. Kitabı henüz bitirmemiş olmama rağmen yürekleri birbirini çok seven iki kişi hakkında hissettiklerimi paylaşmak istedim... Gözyaşlarımı sözcüklerime dökerek ağlama yöntemimi değiştirmek istedim.

Kitabın içinde ki minik sürprizlerden bazıları;

"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey
Fakat artık ümit yetmiyor bana
Ben şarkı dinlemek değil
Şarkıyı söylemek istiyorum"
                                 
                      Nazım Hikmet

"Çekilmez bir adam oldum yine:
Uykusuz, aksi, nalet
Yine her sefer ki gibi haksızım
Sebep yok,
Olması da imkansız.
Bu yaptığım iş ayıp,
rezalet.
Fakat elimde değil
Seni kıskanıyorum
Beni affet..."

                       Nazım Hikmet


P.S: Kitap bittiğinde bana hissettirdikleri de çok yakında :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder